CHP'DE Kİ KUTUPLAŞMANIN NEDENİ OLMAZ ER YA DA GEÇ BEDELİ...
Fuat ASLAN

Fuat ASLAN

CHP'DE Kİ KUTUPLAŞMANIN NEDENİ OLMAZ ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR.

10 Eylül 2019 - 05:07

Cumhuriyet Halk Partisi üzerine yazılanlardan hiçbir kesim hoşnut değil. 

CHP kanadı, haklı eleştirilerden ve saptanan eksikliklerin dile getirilmesinden rahatsız oluyor.

 İktidar kanadı ise CHP üzerine hiçbir şey yazılsın istemiyor, adeta CHP’yi unutturmaya çalışıyor. 

CHP tabanı, umutsuzluk yarattığı için bu yazılara tepkiliyken, iktidar kanadı destekçileri ise CHP üzerine yazmaya değmez görüşündeler.

Hal böyle olunca, CHP konusunda dikkate değer yazılar ortaya çıkamıyor. 

Ben, CHP üzerine yazıların kaçınılmaz kaderini bildiğim halde, bu konuda sessiz kalmanın doğru olmayacağını düşünenlerdenim.

Bu nedenle, sürekli ve sürükleyici tezlerle, ısrarla CHP üzerine yazmaya devam ediyorum.

Çıplak gerçek ortadadır. CHP, son seçimlerdeki ittifak yanlısı oluşumlarla gidilen seçimlerdeki yeni yeni aldıkları başarılar hariç kendi tabanı ve destekçileri tarafından bile bir iktidar seçeneği olarak görülemiyor.

 Bunun nedenini, yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu liderliğine yüklemek bir bakıma doğru olmaz. 

Zira genel başkanlar döneminde de aynı sorunlar bütün sıcaklığıyla hissedilmekteydi.

Peki, nedir CHP’nin sorunu?

CHP’yi iktidar seçeneği ya da alternatifi yapamayan tıpkı ilkeleri onanında altı temel gerçek bulunuyor.

Bunlar;
Liderlik sorunu,
Kadro sorunu,
İnanç sorunu,
Evrilmek istenen ideolojik boşluk,
Pratik basiretsizlik
Altıokçu anlayıştan uzaklaşarak eksen kayması yaşaması.

Türk siyasetinde son seçimler bağlamında seçim kazanmanın anahtarını bulmaya dönük bu makalede, konuyu başlıklar halinde incelemek durumundayız.

CHP’deki ilk sorun, “liderlik” sorunudur. CHP tabanı bile liderlik sorununun farkındadır. Parlamento merkezli bir siyaset yapan ve sürekli geri adımlar atan, halkın gündeminde önemli yeri bulunmayan konularda abartılı muhalefet yapmaya çalışan, vizyon sahibi olmayan bir liderlik anlayışı ile CHP’nin gideceği yer, muhalefet dışında bir yer olamayacaktır.
 
Uzun dönemde ana muhalefet partisi niteliğini kaybederse şaşırmayalım.

CHP’nin yaşadığı diğer bir sorun ise lider “kadro” ile ilişkilidir. 

Aslında olay, lider olamayan bir kadro sorunudur. Geçen dönemlerde CHP içinde umduğunu bulamamış, yetersiz, yeteneksiz, makam-mevki peşinde koşan, halktan kopuk elitist bir zihniyeti yansıtan CHP lider kadrosu sürekli değişim yaşıyor. CHP, mevcut kadrosu ile başarılı olamadığı için sürekli ekip değiştirerek yoluna devam etmeye çalışıyor. 

Cumhuriyetle yaşıt bir partinin acemi kadrolar elinde nasıl tükendiğini gören birçok eski tüfek partili de hızla CHP’den ya uzaklaşıyor ya da uzaklaştırılıyor.

Elbette, CHP’yi kemiren en büyük sorunlardan birisi de “inanç” eksikliğidir. Buradaki inanç, din olarak görülmemelidir. 

Savunulan değerler ve ilkelere bağlılık anlamında bir inançtan söz ediyorum. 

CHP gençliği ve kadroları bile inanç eksikliği nedeniyle derin bir boşluk içindedir.

 Belirsiz bir Atatürkçülük ve sığ bir laiklik sığınağı ile kitleleri kucaklamaktan uzak bir liderliğin inanç eksikliğinin seçmen kitlesinde umutsuzluk yarattığı görülmektedir.

Atatürkçülüğün altıok dışında neyi ifade ettiğinden haberdar olmayan, devrimci özünü kaybetmiş CHP gençliği ve laikliği doğru yerinden yakalayamayan bir liderlik ile CHP’nin gideceği yer, inançsızlıkla örülmüş nafile bir mücadeleyi andırmaktadır.

Liderlik, kadro ve inanç sorunu; elbette ideolojik boşluktan kaynaklandığı gibi, ideolojik bir boşluk da yaratmaktadır. 

İdeolojiyi Marksizm, Liberalizm, Faşizm ve Anarşizm gibi meşhur dörtlemeyle sınırlayan basmakalıp bir alana sıkıştırmıyoruz. Sosyal demokrasinin çağımız ve ülke gerçekleriyle uyumlu ilkeleri ve dünya görüşü olarak CHP’nin tutunduğu ideolojik bir kimlik yoktur ve bu ideolojik boşluk, CHP’de inançları ve umutları kemirmektedir. Bu ideolojik boşluk, CHP tabanı için aktif olamamanın, güçlü örgütler yaratılamamasının ve yeni kadrolar yetiştirilememesinin de kaynağını oluşturmaktadır.

CHP’nin yaşadığı sorunlardan birisi de pratikten kopuk çalışmalardır. 

Ankara’da TBMM’ye sıkışmış, sözel bir muhalefet yapmaya çalışan, elitist söylemler ile halka inemeyen CHP liderliği, pratikte etkili olamamaya mahkûmdur.

Bu noktada CHP’nin önünde üç önemli eksiklik durmaktadır: Kent banliyölerinde silinmiş bir örgüt, kasabalarda etkisizleşmiş bir görünüm ve seçim sandıklarını denetleyemeyen bir parti örgütü.

Ve son olarak eksen kayması olayı yaklaşık 10 yıllık bir süre içersinde kendini iyiden iyie hissettirmiş parti'nin temelini oluşturan  ulusalcı kitle kıyımlara uğrayarak çatı yönetim liyakatsiz ellerin yönetiminde kalarak tıkanıklık yaşamasına zemin oluşturulmuş ve bu bakımdan emperyalizm düşmanı olduğu altıok'çu anlayışı bu girişim sayesinde pasivize ederek son kaleyi de zapt ettiğine inanmaktadır.

Velhasıl burdaki düşünceyi asıl ele almamızın nedeni, bir siyasi partiyi eleştirmek ya da ona yol göstermek değildir. 

Yaptığım, yalnızca bir durum tespitidir.

CHP kurmaylarının bu sorunları görüp görmediğini, önlemler alıp almadıklarını bilemiyorum. 

Ancak, demokratik bir ülkede muhalefet partileri ne kadar sağlıklı ve güçlü olursa, o ülkenin demokratik yapısı da o kadar kurumsallaşır ve siyasal istikrara o derece kolay erişilir. Bu nedenle, “güçlü CHP,  güçlü Türkiye” anlamına gelir. Ve umarım bu gerçekleri, herkesten önce CHP kurmayları görerek, kurucu iradeye geri döner iktidara emin adımlarla yürüyebilirler.

Aksi halde içine düşmüş olduğu girdaptan çıkamayacak gitgide evrildiğine tanık olduğunuz kutuplaşmanın nedenini açıklayana kadar bedelini ödemeyle karşı karşıya kalacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar